“warn” in Turkish
Definition
Birine bir tehlike veya sorun olmadan önce bunu haber verip dikkatli olmasını veya hazırlanmasını sağlamak.
Usage Notes (Turkish)
'warn someone about something' ve 'warn someone not to do something' kalıpları yaygındır. 'Uyarmak', 'söylemek' veya 'hatırlatmak'tan daha ciddi bir uyarı anlamı taşır; genellikle tehlike, resmi ikazlarda kullanılır.
Examples
I warned him about the wet floor.
Ona ıslak zemin konusunda **uyardım**.
The teacher warned us not to be late again.
Öğretmen bir daha geç kalmamamız için bizi **uyardı**.
Signs warn drivers about the sharp turn ahead.
İşaretler, sürücüleri ileride keskin bir viraj olduğu konusunda **uyarıyor**.
Just to warn you, the movie has a pretty sad ending.
Sadece **uyarayım**, filmin sonu oldukça üzücü.
They warned me that traffic would be terrible at this hour.
Bu saatte trafiğin çok kötü olacağı konusunda beni **uyardılar**.
I’m warning you now—don’t touch my phone.
Şimdi **uyarıyorum**—telefonuma dokunma.