obsessed” in Turkish

takıntılı

Definition

Birini ya da bir şeyi sürekli düşünmek ve başka şeylere odaklanamamak durumu. Çok güçlü ilgi veya sağlıksız saplantı anlamında kullanılabilir.

Usage Notes (Turkish)

Genellikle 'with' ile birlikte ('obsessed with music') kullanılır. Günlük konuşmada çok sevmek anlamına gelir; ciddi durumlarda ise olumsuz, sağlıksız bir anlam kazanabilir.

Examples

Not to sound dramatic, but I'm obsessed with this song right now.

Abartmak istemem ama şu an bu şarkıya **takıntılıyım**.

My little brother is obsessed with dinosaurs.

Küçük kardeşim dinozorlarla **takıntılı**.

She is obsessed with her phone.

O, telefonuyla **takıntılı**.

He became obsessed with winning.

Kazanmaya **takıntılı** hale geldi.

I'm obsessed with this new café — we need to go together.

Bu yeni kafeye **takıntılıyım** — birlikte gitmeliyiz.

She's obsessed with looking perfect in every photo.

Her fotoğrafta mükemmel gözükmeye **takıntılı**.