lighten” in Turkish

hafifletmekaydınlatmak

Definition

Bir şeyin rengini, ağırlığını ya da ortamın havasını daha hafif veya neşeli hale getirmek; ayrıca bir yükü ya da sıkıntıyı azaltmak anlamına gelir.

Usage Notes (Turkish)

Genellikle renk, hava veya yük azaltmada kullanılır: 'lighten your hair', 'lighten the mood', 'lighten the load'. 'enlighten' ile karıştırmayın.

Examples

A joke helped lighten the mood at dinner.

Bir şaka, akşam yemeğindeki havayı **hafifletti**.

If we split the project into smaller tasks, it might lighten the workload for everyone.

Projeyi daha küçük parçalara bölersek, herkesin iş yükü **hafifleyebilir**.

This shampoo can lighten your hair a little.

Bu şampuan saçınızı biraz **açık renkli** hale getirebilir.

We need to lighten this box before we carry it.

Bu kutuyu taşımadan önce **hafifletmemiz** gerekiyor.

I was trying to lighten the conversation, not offend anyone.

Konuşmayı **hafifletmek** istedim, kimseyi kırmak değil.

The rain finally lightened up, so we went for a walk.

Nihayet yağmur **hafifledi** ve yürüyüşe çıktık.