haze” in Turkish

pusbulanıklık

Definition

Havada görüşü zorlaştıran ince bir duman, pus ya da toz tabakası. Zihnin karışık veya bulanık olması anlamında da kullanılır.

Usage Notes (Turkish)

Hava durumu raporlarında ve kirlilik tanımlarında sıkça geçer. Zihinsel karışıklık için de 'in a haze' ifadesi kullanılır. 'Sis' kadar yoğun değildir.

Examples

A light haze covered the city this morning.

Bu sabah şehri hafif bir **pus** kapladı.

Smoke caused a thick haze in the air.

Duman, havada kalın bir **pus** oluşturdu.

It was hard to see the mountains through the haze.

Dağları **pus** yüzünden görmek zordu.

After his nap, he was still in a haze, trying to wake up.

Uykusundan sonra hâlâ bir **bulanıklık** içindeydi, uyanmaya çalışıyordu.

There’s always a haze over the lake in the early morning.

Sabahın erken saatlerinde gölün üzerinde her zaman bir **pus** olur.

He stared at the document, his mind lost in a haze of confusion.

Belgeye bakarken zihni bir **bulanıklık** içinde kaybolmuştu.