“embezzlement” in Turkish
Definition
Bir kişinin sorumluluğu altındaki para ya da malı gizlice kendi çıkarı için kullanması. Genellikle iş veya kurumlarda görülür.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok resmi, hukuki ortamlarda duyulur; 'hırsızlık' veya 'soygun'dan farklı olarak güvenilen bir kişinin yaptığı usulsüzlüktür. 'zimmetine para geçirme davası' gibi ifadelerle kullanılır.
Examples
He was arrested for embezzlement from his company.
Şirketinden **zimmetine para geçirme** suçundan tutuklandı.
Embezzlement is a serious crime in most countries.
**Zimmetine para geçirme** çoğu ülkede ciddi bir suçtur.
She lost her job after being accused of embezzlement.
**Zimmetine para geçirme** ile suçlanınca işini kaybetti.
The company's collapse was partly due to a massive embezzlement scheme by the CFO.
Şirketin çöküşünde CFO'nun büyük bir **zimmetine para geçirme** skandalının da payı vardı.
After months of investigation, the police uncovered a network of embezzlement across several departments.
Aylar süren soruşturma sonunda polis, çok sayıda departmana yayılmış bir **zimmetine para geçirme** ağı ortaya çıkardı.
He denied any involvement in the embezzlement, but the evidence was overwhelming.
**Zimmetine para geçirme**ye karışmadığını reddetti ama kanıtlar güçlüydü.