bleak” in Turkish

kasvetliumutsuzıssız

Definition

Boş, soğuk ve iç karartıcı bir yer ya da umutsuz ve tesellisiz bir durumu tanımlar.

Usage Notes (Turkish)

'bleak' kelimesi genellikle 'future', 'outlook', 'landscape' gibi kelimelerle beraber olumsuz hava, manzara ya da gelecek anlatılırken kullanılır. Soğukluk ve umutsuzluk hissi taşır.

Examples

It’s pretty bleak outside—do you really want to go out?

Dışarısı oldukça **kasvetli** — gerçekten çıkmak istiyor musun?

The movie was so bleak, I left feeling a bit depressed.

Film o kadar **kasvetliydi** ki, biraz moralsiz ayrıldım.

Honestly, the job market is looking pretty bleak right now for graduates.

Dürüst olmak gerekirse, mezunlar için iş piyasası şu anda oldukça **kasvetli** görünüyor.

The weather was bleak and cold all day.

Hava tüm gün boyunca **kasvetli** ve soğuktu.

The landscape looked bleak with no trees or flowers.

Manzara, hiç ağaç ya da çiçek olmadığı için oldukça **ıssız** görünüyordu.

His future seemed bleak after losing his job.

İşini kaybettikten sonra onun geleceği oldukça **umutsuz** görünüyordu.