“bail” in Turkish
Definition
Kefalet, birinin mahkemeye çıkana kadar cezaevinden çıkması için ödenen paradır. Fiil olarak sudan suyu boşaltmak ya da bir anda bir durumdan ayrılmak anlamında da kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
'set bail', 'post bail', 'out on bail' gibi ifadeler haberlerde sıkça geçer. 'bail on someone' ise günlük dilde, birini aniden yüzüstü bırakmak demektir. 'bale' ile karıştırmayın.
Examples
We had to bail water out of the boat.
Teknedeki suyu **boşaltmamız** gerekti.
He decided to bail on the meeting.
Toplantıdan **kaçmaya** karar verdi.
The judge set bail at ten thousand dollars.
Hakim **kefaleti** on bin dolar olarak belirledi.
She couldn't pay bail, so she stayed in jail overnight.
O **kefalet** ödeyemedi, bu yüzden geceyi hapiste geçirdi.
Don't bail on me now—we're almost done.
Şimdi beni **yarı yolda bırakma**—neredeyse bitirdik.
I was going to come, but I had to bail at the last minute.
Gelecektim ama son anda **çıkmak zorunda** kaldım.