allowing” in Turkish

izin vermemüsaade etme

Definition

Birinin bir şey yapmasına ya da bir olayın gerçekleşmesine izin verme durumudur.

Usage Notes (Turkish)

'Allowing' çoğunlukla izin vermek anlamında resmi ya da tarafsız durumlarda kullanılır. 'allowing access', 'allowing time for' gibi ifadeler yaygındır. 'Letting' ifadesiyle (daha gayriresmî) karıştırmayın. Ardından genellikle bir isim veya eylem gelir.

Examples

The teacher is allowing us to use calculators in class.

Öğretmen, sınıfta hesap makinesi kullanmamıza **izin veriyor**.

Her job involves allowing people entry to the building.

Onun işi insanlara binaya giriş **izni vermeyi** içeriyor.

Parents are allowing their children to stay up late tonight.

Ebeveynler bu gece çocuklarının geç saatlere kadar uyanık kalmasına **izin veriyor**.

Allowing for traffic, we should get there by 6.

Trafiği **dikkate alırsak**, saat 6'ya kadar orada oluruz.

There’s no allowing cell phones during the test.

Sınav sırasında cep telefonu **kullanımına izin yoktur**.

Thanks for allowing me to join your team.

Takımınıza katılmama **izin verdiğiniz** için teşekkürler.