surviving” in Turkish

hayatta kalan

Definition

Tehlikeli veya zorlu bir durumdan sonra hâlâ hayatta olmayı ifade eder; diğerleri vefat ettikten sonra kalan kişi veya şeyi de anlatır.

Usage Notes (Turkish)

Hem resmî hem de günlük dilde sık kullanılır. Özellikle 'surviving family members' gibi ifadelerde, diğerlerinin ardından hayatta kalanları anlatır. 'Living'den farklı olarak, tehlikeyi atlatmış olmaya vurgu yapar.

Examples

She is the only surviving member of her family.

Ailesinin tek **hayatta kalan** üyesi o.

Many plants are still surviving despite the drought.

Birçok bitki, kuraklığa rağmen hâlâ **hayatta kalıyor**.

The surviving passengers were taken to the hospital.

**Hayatta kalan** yolcular hastaneye götürüldü.

After the storm, only a few surviving houses remained standing.

Fırtınadan sonra, yalnızca birkaç **ayakta kalan** ev kalmıştı.

He’s just surviving, not really living, since his wife passed away.

Eşi vefat ettikten sonra o sadece **hayatta kalıyor**, aslında yaşamıyor.

The documentary features interviews with surviving witnesses of the event.

Belgeselde olayın **hayatta kalan** tanıklarıyla röportajlar yer alıyor.