strung” in Turkish

dizilmişgerilmiş (tel)

Definition

'string' fiilinin geçmiş zaman ve geçmiş ortaç hali; bir şeyi ipe dizmek veya tel germek anlamına gelir (müzik aleti teli gibi).

Usage Notes (Turkish)

'Strung', ipe dizilebilen nesnelere (ör. boncuk) veya müzik aletinde gerilmiş tellere kullanılır. 'Strung out' ile karıştırmayın (argo, yorgun veya uyuşturucu etkisinde). Sık kullanılan kalıplar: 'strung together', 'strung up', 'tightly strung'.

Examples

She strung the beads into a beautiful necklace.

O güzel kolyeyi yapmak için boncukları **dizdi**.

The violin was freshly strung before the concert.

Keman konsere önce yeni **tel takıldı**.

Lights were strung along the street for the festival.

Festival için sokak boyunca ışıklar **dizildi**.

After hours, he finally strung the fishing line perfectly.

Saatler sonra, sonunda misinayı kusursuzca **taktı**.

He felt so strung out after days of no sleep.

Günlerce uyumayınca kendini tamamen **bitkin** hissetti.

The pearls were carefully strung together to form a bracelet.

İnciler dikkatlice **dizilerek** bir bileklik haline getirildi.