strangling” in Turkish

boğmaboğmak (mecazi olarak)

Definition

Birinin boynunu çok sıkıca sıkarak nefes almasını engellemek; ayrıca bir şeyi çok kısıtlamak veya baskılamak anlamında da kullanılır.

Usage Notes (Turkish)

'strangling' genellikle fiziksel boğma anlamında kullanılır ama 'ekonomiyi strangling etmek' gibi mecazi ifadelerde de sıkça geçer. 'Choking'den daha ağırdır.

Examples

The villain was strangling the hero in the movie.

Kötü adam filmde kahramanı **boğuyordu**.

She was afraid of strangling during her sleep.

Uyurken **boğulmaktan** korkuyordu.

The weeds were strangling the small flowers in the garden.

Bahçedeki yabani otlar küçük çiçekleri **boğuyordu**.

The new taxes are really strangling small businesses this year.

Yeni vergiler bu yıl küçük işletmeleri gerçekten **boğuyor**.

All these rules are strangling creativity at work.

Tüm bu kurallar işte yaratıcılığı **boğuyor**.

He grabbed my scarf so tight, I thought he was strangling me!

Atkımı öyle sıkı tuttu ki, beni **boğuyor** sandım!