stark” in Turkish

keskinbarizsertyalın

Definition

'Stark', genellikle büyük bir zıtlık olduğunda çok açık, belirgin veya vurucu olan durumları tanımlar. Ayrıca süssüz, sade veya sert bir şeyi de ifade eder.

Usage Notes (Turkish)

Resmî veya betimleyici anlatımlarda sık rastlanır. 'stark contrast', 'stark reality', 'stark warning' gibi kalıplarla yaygındır. Yer veya nesnelerde süssüz, yalın anlamını taşır.

Examples

There is a stark contrast between the rich area and the poor one.

Zengin bölge ile fakir bölge arasında **keskin** bir karşıtlık var.

The photos show the stark difference between before and after the storm.

Fotoğraflar, fırtınadan önce ve sonra arasındaki **keskin** farkı gösteriyor.

After the decorations came down, the office looked pretty stark.

Süsler kaldırıldıktan sonra ofis oldukça **yalın** görünüyordu.

The report gives a stark warning about rising sea levels.

Rapor, deniz seviyesinin yükselmesiyle ilgili **sert** bir uyarı veriyor.

The room was stark and cold.

Oda **yalın** ve soğuktu.

She faced the stark reality of losing her job.

İşini kaybetmenin **sert** gerçeğiyle yüzleşti.