“squeeze” in Turkish
Definition
Bir şeyi elle güçlüce sıkmak, böylece şekli değişebilir veya içindeki sıvı çıkar. Ayrıca zorla küçük bir alana sığmak ya da birinden baskıyla bir şey almak anlamında kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
‘squeeze a lemon’ limonu sıkmak; ‘squeeze someone’s hand’ birinin elini sıkıca tutmak; ‘squeeze into/through/past’ dar bir yerden güçlükle geçmek; ‘squeeze someone for information/money’ birinden zorla bilgi veya para almak. 'Press' genelde daha yumuşak, 'sıkmak' ise daha yoğun baskı içerir.
Examples
Please squeeze the lemon into the water.
Lütfen limonu suya **sıkın**.
She squeezed my hand before the test.
Sınavdan önce elimi **sıktı**.
I can squeeze you in at 3 p.m. if that works.
Uygunsa seni saat 3’e **sıkıştırabilirim**.
We can squeeze one more chair into the room.
Odaya bir sandalye daha **sıkıştırabiliriz**.
He tried to squeeze past me without saying excuse me.
O, benden özür dilemeden yanımdan **sıkışarak geçti**.
The reporter kept squeezing him for details about the deal.
Muhabir anlaşma detaylarını öğrenmek için onu sürekli **sıkıştırıyordu**.