sprout” in Turkish

filizlenmekçıkmak (yeni bitki)ortaya çıkmak (fikir vb.)

Definition

Tohumların veya bitkilerin yeni filiz ya da yaprak çıkarması. Yeni başlayan saç, fikir gibi şeyler için de kullanılabilir.

Usage Notes (Turkish)

Bitkiler için doğrudan, fikir veya saç gibi yeni başlayan şeyler için mecaz olarak da kullanılabilir. 'Sprout up' hızlıca ortaya çıkmak anlamında yaygın.

Examples

Tiny green leaves began to sprout from the branch.

Daldan küçük yeşil yapraklar **çıkmaya** başladı.

Beans sprout quickly in warm soil.

Fasulyeler sıcak toprakta hızla **filizlenir**.

The potatoes began to sprout after sitting too long in the kitchen.

Mutfağda uzun süre bekleyen patatesler **filizlenmeye** başladı.

After he shaved his head, little hairs started to sprout on his scalp.

Kafasını tıraş ettikten sonra, küçük saç telleri kafasında **çıkmaya** başladı.

New apartment buildings seem to sprout up overnight in this city.

Bu şehirde yeni apartmanlar sanki bir gecede **ortaya çıkıyor**.

Ideas can sprout when you least expect them.

Fikirler, hiç beklemediğiniz bir anda **ortaya çıkabilir**.