soothing” in Turkish

yatıştırıcırahatlatıcı

Definition

Sizi sakinleştiren, rahatlatan veya sıkıntınızı azaltan. Genellikle ses, müzik, renk veya stresi/acı hafifleten eylemler için kullanılır.

Usage Notes (Turkish)

'Soothing' yalnızca olumlu ve yumuşak anlamlarda kullanılır—'soothing music', 'soothing touch' gibi. Heyecanlı veya yoğun şeyler için kullanılmaz. Genellikle duyularla (ses, müzik, dokunuş) birlikte geçer. 'Calming'den (daha geniş anlamlı) ayrılır.

Examples

She played soothing music to help the baby sleep.

Bebeğin uyuması için **yatıştırıcı** müzik çaldı.

The nurse had a soothing voice.

Hemşirenin **yatıştırıcı** bir sesi vardı.

A cup of tea can have a soothing effect on your nerves.

Bir fincan çay sinirleriniz üzerinde **rahatlatıcı** bir etki yaratabilir.

Her words were really soothing after my stressful day.

Yoğun bir günün ardından onun sözleri gerçekten çok **rahatlatıcıydı**.

There’s something soothing about the sound of rain on the roof.

Çatıda yağmurun sesiyle ilgili **rahatlatıcı** bir şey var.

Try this soothing lotion if your skin feels irritated.

Cildiniz tahriş olduysa bu **rahatlatıcı** losyonu deneyin.