senior” in Turkish

kıdemliüst düzeyson sınıf öğrencisi

Definition

Yaşı daha büyük, daha üst makamda ya da daha deneyimli olan kişileri; ayrıca okul veya üniversitede son sınıfta olanları tanımlamak için kullanılır. Anlamı bağlama göre değişir.

Usage Notes (Turkish)

Çalışma hayatında 'senior manager', 'senior engineer' gibi ifadeler çoğunlukla deneyim veya pozisyon seviyesi için kullanılır; yaş anlamına gelmeyebilir. Ailede kullanımı resmidir, gündelik hayatta 'benden büyük' gibi ifadeler tercih edilir. Okulda 'senior', son sınıf öğrencisidir.

Examples

I thought he was the senior person in the meeting, but he was actually the newest hire.

Toplantıdaki **kıdemli** kişinin o olduğunu sanmıştım ama aslında en yeni çalışanmış.

That decision has to go through senior management first.

Bu karar önce **üst düzey** yönetime gitmeli.

Back when I was a senior, I had no idea what I wanted to do after graduation.

Ben **son sınıftayken**, mezun olunca ne yapmak istediğimi hiç bilmiyordum.

My senior at work helped me learn the job.

İşyerindeki **kıdemli** kişi bana işi öğrenmemde yardımcı oldu.

She is a senior engineer on our team.

O, ekibimizin **kıdemli** mühendisi.

His sister is a senior in college.

Kız kardeşi üniversitede **son sınıf öğrencisi**.