“rush” in Turkish
Definition
Zaman az olduğu için bir işi çok hızlı yapmak ya da hızlıca bir yere gitmek. Aynı zamanda pek çok şeyin bir anda olduğu yoğun zaman dilimini de ifade eder.
Usage Notes (Turkish)
'Don't rush' ('acele etme'), 'I'm in a rush' ('acelem var') gibi deyimler çok yaygın. 'rush to do something', 'rush hour' gibi kalıplarla kullanılır. 'rush', 'hurry'den daha yoğun ve ani bir baskı hissi verir.
Examples
Let's not rush this decision; we need more time to think.
Bu kararı **aceleyle** vermeyelim; düşünmek için daha fazla zamana ihtiyacımız var.
The store is busy during the lunch rush.
Mağaza öğle **yoğunluğunda** çok meşgul olur.
Please don't rush your homework.
Lütfen ödevini **acele etme**.
I had to rush to catch the bus.
Otobüse yetişmek için **acele etmem** gerekti.
Sorry, I can't talk right now—I'm in a rush.
Üzgünüm, şu anda konuşamam—**acelem** var.
Everyone rushed out when the fire alarm went off.
Yangın alarmı çalınca herkes dışarıya **koşarak** çıktı.