“provoking” in Turkish
Definition
Bir kişide öfke, ilgi veya güçlü bir düşünce uyandıran bir şey.
Usage Notes (Turkish)
'thought-provoking' derin düşünce uyandıran; 'provoking behavior' ise sinirlendiren veya rahatsız eden davranış olarak kullanılır. Hem olumlu hem olumsuz anlamı olabilir.
Examples
Her comments were very provoking.
Onun yorumları oldukça **kışkırtıcıydı**.
The movie had a provoking message.
Filmin **düşündürücü** bir mesajı vardı.
He made a provoking joke.
O çok **kışkırtıcı** bir şaka yaptı.
That was a really provoking debate—they touched on sensitive topics.
Bu gerçekten **düşündürücü** bir tartışmaydı; hassas konulara değindiler.
I find his attitude quite provoking sometimes.
Bazen tutumunu oldukça **kışkırtıcı** buluyorum.
Some art is meant to be provoking, not just beautiful.
Bazı sanat eserleri sadece güzel olmak için değil, aynı zamanda **kışkırtıcı** olmak için tasarlanır.