“pleading” in Turkish
Definition
Bir şeyi çok duygusal veya ısrarcı bir şekilde isteme eylemi, genellikle çaresizlikle; ayrıca mahkemede avukat ya da sanığın yaptığı resmi beyan için de kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Duygusal rica('her pleading eyes') ve hukukta kullanılır. Hem isim hem sıfat olabilir. 'begging'den daha resmidir.
Examples
His pleading did not convince the teacher.
Onun **yalvarışı** öğretmeni ikna etmedi.
She had a pleading look in her eyes.
Gözlerinde **yalvaran** bir bakış vardı.
They ignored his pleading for help.
Onun **yardım yalvarışını** görmezden geldiler.
Despite her pleading, he walked away without saying a word.
Onun tüm **yalvarışına** rağmen, adam tek kelime etmeden yürüyüp gitti.
Her voice took on a pleading tone when she asked for another chance.
Bir şans daha isterken sesi **yalvaran** bir tona büründü.
The lawyer's pleading to the jury was passionate and moving.
Avukatın jüriye yaptığı **savunma** tutkulu ve dokunaklıydı.