“pitiful” in Turkish
Definition
Çok üzgün, zayıf ya da acınacak durumda olan; aynı zamanda o kadar kötü ki hayal kırıklığı ya da küçümseme uyandıran anlamlarında da kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Bir kişi veya durumun zavallı, acınacak durumda olduğunu belirtmek için kullanılır. Biraz küçümseyici veya sert gelebilir. Gerçekten trajik olaylar için genellikle kullanılmaz.
Examples
The lost dog looked pitiful in the rain.
Kayıp köpek yağmurda **acınacak** halde görünüyordu.
His excuse was pitiful and no one believed him.
Onun bahanesi **acınacak** durumdaydı ve kimse inanmadı.
The broken toy was in a pitiful state.
Kırık oyuncak **içler acısı** durumdaydı.
Honestly, his performance was just pitiful to watch.
Açıkçası, onun performansı izlemek için gerçekten **acınacak** durumdaydı.
That's a pitiful amount of food for dinner!
Bu, akşam yemeği için **acınacak** bir miktar yemek!
He gave me a pitiful smile, like he wanted me to feel sorry for him.
Bana öyle bir **acınacak** gülümseme attı ki, sanki ona acımamı istedi.