obstinate” in Turkish

inatçıdik kafalı

Definition

Kendi fikrini veya davranışını değiştirmekte direnç gösteren, çoğunlukla olumsuz anlamda inat eden kişiyi tanımlar.

Usage Notes (Turkish)

'obstinate' genellikle resmi ya da olumsuz bağlamlarda kullanılır. 'stubborn'dan daha güçlüdür ve çoğunlukla mantıksız ya da zararlı inadı ifade eder. Örneğin: 'obstinate child', 'obstinate refusal', 'obstinate belief'. Olumlu anlamda nadiren kullanılır.

Examples

The obstinate boy refused to apologize.

**İnatçı** çocuk özür dilemeyi reddetti.

She is obstinate about her ideas.

Fikirleri konusunda **inatçı**.

The old man was obstinate and would not move.

Yaşlı adam **inatçıydı** ve yerinden kıpırdamadı.

You can be pretty obstinate when you think you’re right, can’t you?

Doğru olduğunu düşündüğünde oldukça **inatçı** olabiliyorsun, değil mi?

Her obstinate refusal to listen was frustrating for everyone.

Onun **inatçı** dinlememe tavrı herkesi sinirlendirdi.

No matter what we said, he stayed obstinate and wouldn’t change his mind.

Ne söylersek söyleyelim, o **inatçı** kaldı ve fikrini değiştirmedi.