leverage” in Turkish

kaldıraçetkiavantaj

Definition

Kaldıraç, sahip oldukların kaynak, beceri veya etkiyi daha büyük bir sonuç elde etmek için kullanmaktır. İş dünyasında, borçla yatırımı büyütmek anlamında da kullanılır.

Usage Notes (Turkish)

'Leverage' özellikle iş ve finans sektörlerinde kullanılır. Fiil olarak 'to leverage', bir şeyi en iyi şekilde kullanmak demektir ('leverage your skills'). Mekanik anlamdan farklıdır.

Examples

He used his network to leverage a new job opportunity.

Ağını kullanarak yeni bir iş fırsatı için **kaldıraç** sağladı.

Companies often leverage technology to save time and money.

Şirketler sıklıkla zaman ve para tasarrufu için teknolojiyi **kaldıraç** olarak kullanır.

He has a lot of leverage in the negotiations because of his experience.

Deneyimi sayesinde, pazarlıklarda çok fazla **kaldıraç** gücüne sahip.

How can we leverage our brand to attract more clients?

Markamızı daha fazla müşteri çekmek için nasıl **kaldıraç** olarak kullanabiliriz?

They tried to leverage their past successes to negotiate a better deal.

Daha iyi bir anlaşma için geçmiş başarılarını **kaldıraç** olarak kullanmaya çalıştılar.

With enough leverage, small startups can challenge huge companies.

Yeterince **kaldıraç** ile küçük girişimler dev şirketlere meydan okuyabilir.