“impound” in Turkish
Definition
Yetkili bir kurumun, genellikle kural ihlali veya soruşturma nedeniyle bir eşyayı alıp resmi olarak saklamasıdır.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle resmi veya hukuki bağlamda kullanılır; örneğin 'impound a vehicle' = aracı çekmek/el koymak. 'Seize'den farklı olarak resmi gözetim ve saklama anlamı vardır.
Examples
The police impounded his car because he was parked illegally.
Polis, aracını yanlış park ettiği için **el koydu**.
They will impound any animal found without a collar.
Tasma takılı olmayan her hayvanı **muhafaza altına alacaklar**.
Authorities have the right to impound goods at the border.
Yetkililerin sınırda malları **el koyma** hakkı var.
If your dog keeps escaping, the shelter might impound him next time.
Köpeğin kaçmaya devam ederse, barınak bir dahaki sefere onu **muhafaza altına alabilir**.
They had to impound the evidence until the trial was over.
Dava bitene kadar delilleri **muhafaza altına almak** zorunda kaldılar.
When you don't pay a ticket, the city can impound your car.
Ceza parasını ödemezsen, şehir aracını **el koyabilir**.