harboring” in Turkish

gizlemekbarındırmak

Definition

Bir duyguyu, düşünceyi veya sırrı uzun süre içinde tutmak ya da birini veya bir şeyi gizlice korumak ya da barındırmak.

Usage Notes (Turkish)

Daha çok hukukî, edebi veya hikaye anlatımında kullanılır; ‘harboring feelings’, ‘harboring a fugitive’ gibi ifadelerde sık geçer. Limanla ilgili değildir.

Examples

She is harboring a secret from her friends.

O, arkadaşlarından bir sırrı **gizliyor**.

He was arrested for harboring a criminal.

O, bir suçluyu **barındırdığı** için tutuklandı.

Are you harboring any anger toward her?

Ona karşı herhangi bir öfke **gizliyor** musun?

She’s been harboring doubts about her job for months.

Aylardır işiyle ilgili şüpheleri **içinde tutuyor**.

They accused him of harboring fugitives from justice.

Ona, adaletten kaçanları **barındırmakla** suçladılar.

Stop harboring so much resentment—it’s not helping you.

Bu kadar öfkeyi **gizleme**—sana hiçbir faydası yok.