“gunpoint” in Turkish
Definition
Birinin silah doğrultularak bir şeyi yapmaya zorlandığı durum. Genellikle tehdit veya suç durumları için kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle 'at gunpoint' ifadesi ile kullanılır, örn. 'robbed at gunpoint'. Gerçek silah tehdidi içeren durumlar için uygundur, polis uygulamalarında kullanılmaz.
Examples
She was held at gunpoint during the carjacking.
Araba gaspında ona **silah zoruyla** tehdit edildi.
He was forced to sign the papers at gunpoint.
Ona belgeleri **silah zoruyla** imzalattılar.
Nobody wants to make decisions at gunpoint—it’s too much pressure.
Kimse **silah zoruyla** karar almak istemez—bu çok fazla baskıdır.
The thief forced the man to hand over his wallet at gunpoint.
Hırsız adamı cüzdanını **silah zoruyla** vermeye zorladı.
They robbed the store at gunpoint.
Dükkanı **silah zoruyla** soydular.
The witnesses said everyone was terrified when the robbers entered at gunpoint.
Tanıklar, soyguncular **silah zoruyla** içeri girdiğinde herkesin korktuğunu söyledi.