gloat” in Turkish

sevinçle alay etmekkıvançla bakmak

Definition

Birisine karşı kötücül bir şekilde kendi başarısı ya da başkasının kaybı ile övünmek veya sevinmek.

Usage Notes (Turkish)

Olumsuz bir anlam taşır; 'gloat over' özellikle başkasının zararında duyulan mutluluğu ifade eder. Resmî değildir, genellikle hoş karşılanmaz. 'Boast'tan (övünmek) farklıdır.

Examples

Please don't gloat when you win.

Lütfen kazandığında **sevinçle alay etme**.

He began to gloat over his success.

Başarısıyla **sevinçle alay etmeye** başladı.

It's rude to gloat about other people's mistakes.

Başkalarının hatalarıyla **sevinçle alay etmek** kabalıktır.

Stop gloating—everyone knows you got the highest score.

**Sevinçle alay etmeyi** bırak—herkes en yüksek puanı senin aldığını biliyor.

She couldn't resist gloating when her team won the championship.

Takımı şampiyon olunca **kıvançla bakmaktan** kendini alamadı.

They were quick to gloat over their rival's loss.

Rakiplerinin yenilgisiyle hemen **sevinçle alay ettiler**.