frantic” in Turkish

çılgıntelaşlı

Definition

Çok kaygılı veya korkmuş hissedip, neredeyse kontrolsüz şekilde hızla hareket etmek; çok telaşlı veya çaresiz.

Usage Notes (Turkish)

"Frantic" genellikle birisinin çok endişeli, stresli ya da aceleyle akılcı düşünemediği durumları ifade eder. 'frantic search', 'frantic with worry' gibi kullanımlar yaygındır. 'Hysterical'dan daha hafif bir anlam taşır.

Examples

She was frantic when she lost her keys.

Anahtarlarını kaybedince **çılgına döndü**.

They made frantic calls to find their dog.

Köpeklerini bulmak için **çılgınca** aradılar.

The parents were frantic with worry.

Anne-baba **endişeyle çılgına dönmüştü**.

He searched his bag in a frantic attempt to find his wallet.

Cüzdanını bulmak için çantasında **çılgınca** arama yaptı.

"Where are my tickets?" she asked in a frantic voice.

"Biletlerim nerede?" diye **çılgınca** bir sesle sordu.

It was a frantic morning at the airport after the delays.

Rötar sonrası havalimanında sabah **telaşlı** geçti.