“forge” in Turkish
Definition
Bir şeyi, genellikle metali, ısıtıp döverek şekillendirmek; ya da yeni bir şey (örneğin anlaşma, ilişki) oluşturmak. Aynı zamanda belge veya imza gibi şeyleri sahte olarak üretmek anlamına gelir.
Usage Notes (Turkish)
'forge a partnership' veya 'forge a relationship' olumlu ve resmî durumlarda kullanılır. Sahtecilik anlamında genelde 'documents', 'signature', 'money' ile birlikte geçer. Metal dövme anlamı çoğunlukla tarihi bağlamda kullanılır.
Examples
They learned how to forge swords in the old workshop.
Eski atölyede kılıç **dövmeyi** öğrendiler.
He tried to forge his teacher's signature.
Öğretmeninin imzasını **sahtecilik yapmak** için uğraştı.
The two countries hope to forge a strong friendship.
İki ülke güçlü bir dostluk **oluşturmayı** umuyor.
She managed to forge some important connections at the conference.
Konferansta bazı önemli bağlantılar **oluşturmayı** başardı.
It's illegal to forge passports, and the penalties are severe.
Pasaport **sahtecilik yapmak** yasadışıdır ve cezaları ağırdır.
It takes years to forge trust between teams.
Takımlar arasında güven **oluşturmak** yıllar alır.