“envious” in Turkish
Definition
Başkalarının sahip olduğu bir başarıya, eşyaya veya özelliğe sahip olmayı isteyip bundan dolayı rahatsızlık duyma hali.
Usage Notes (Turkish)
‘Envious’, ‘jealous’a göre daha nötr ve resmidir. ‘envious of’ bir şey istenirken kullanılır: 'envious of her talent'. Romantik kıskançlık için ‘jealous’ tercih edilir.
Examples
She felt envious when her friend won the prize.
Arkadaşı ödülü kazanınca kendini **imrenen** hissetti.
Many people are envious of celebrities’ lives.
Birçok kişi ünlülerin hayatını **imreniyor**.
I used to get envious when my brother got all the attention, but now it doesn't bother me.
Eskiden kardeşim tüm ilgiyi görünce **imrenirdim**, ama şimdi umursamıyorum.
You can’t help but feel a little envious when someone gets that dream job.
Birisi o hayalindeki işi alınca biraz **imrenmek** elde değil.
Mark tried to hide how envious he was of his friend’s new car.
Mark, arkadaşının yeni arabasını ne kadar **imrendiğini** gizlemeye çalıştı.
Don't be envious of others; work hard for your dreams.
Başkalarına **imrenme**; hayallerin için çok çalış.