drowning” in Turkish

boğulma

Definition

Ağız ve burnun su veya başka bir sıvının altında kalması sonucu nefes alınamayan, yaşamı tehdit eden bir durumdur.

Usage Notes (Turkish)

Çoğunlukla acil veya güvenlikle ilgili durumlarda kullanılır. 'Boğulma' olayın ismi, 'boğulmak' ise fiildir. Deyimsel olarak 'işe boğulmak' gibi de kullanılır.

Examples

The lifeguard saw a child drowning near the deep end.

Cankurtaran, derin kısımda bir çocuğun **boğulduğunu** gördü.

Cold water makes drowning more dangerous.

Soğuk su, **boğulmayı** daha tehlikeli yapar.

He shouted for help because his friend was drowning.

Arkadaşı **boğuluyordu**, bu yüzden yardım için bağırdı.

When I saw him drowning, I jumped in without thinking.

Onu **boğulurken** görünce, düşünmeden suya atladım.

The documentary talks about drowning prevention for young children.

Belgesel, küçük çocuklarda **boğulmayı** önlemenin yollarını anlatıyor.

I’m drowning in emails today, so I may reply late.

Bugün e-postalarda **boğuluyorum**, bu yüzden geç cevap verebilirim.