“dread” in Turkish
Definition
Yakında olacak bir şey hakkında hissedilen yoğun korku veya endişe. Fiil olarak, bir şeyi korku ya da isteksizlikle beklemek.
Usage Notes (Turkish)
İsim olarak, gelecekteki bir şeyden duyulan korkuyu ifade eder ('a sense of dread'). Fiil halinde, günlük rahatsız edici işler için sıkça kullanılır ('I dread Mondays'). 'Dreaded' sıfatı, korkulan veya istenmeyen şeylere işaret eder ('the dreaded exam').
Examples
She felt a sense of dread before the exam.
Sınavdan önce içinde bir **korku** hissetti.
I dread going to the dentist.
Dişçiye gitmekten **korkarım**.
The thought of public speaking fills her with dread.
Topluluk önünde konuşmak düşüncesi onu **korku** ile dolduruyor.
I dread to think how much that renovation is going to cost.
O tadilatın ne kadar tutacağını düşünmekten **korkarım**.
Sunday evenings are filled with dread when you hate your job.
İşinizi sevmiyorsanız, pazar akşamları **korku** ile doludur.
The dreaded Monday morning meeting was finally canceled.
Nihayet **korkulan** Pazartesi sabahı toplantısı iptal edildi.