dared” in Turkish

cesaret ettimeydan okudu

Definition

Zor veya riskli bir şeyi yapmak için cesaret göstermek ya da birine cesur bir şey yapması için meydan okumak.

Usage Notes (Turkish)

Genellikle geçmişte cesurca yapılan eylemler için kullanılır. 'dared not' veya 'no one dared' gibi yapılarla karşılaşılır. Konuşma dilinde daha yaygındır.

Examples

He dared to climb the tall tree.

O, uzun ağaca **cesaret etti** tırmanmaya.

I can't believe you actually dared to tell him the truth!

Gerçekten ona doğruyu **söylemeye cesaret ettiğine** inanamıyorum!

She dared not speak in front of the crowd.

O, kalabalığın önünde konuşmaya **cesaret edemedi**.

No one dared to enter the old house at night.

Hiç kimse gece eski eve girmeye **cesaret etmedi**.

They dared each other to swim across the cold river.

Soğuk nehri yüzerek geçmeleri için birbirlerine **meydan okudular**.

I never dared to ask for a raise when I worked there.

Orada çalışırken hiç zam istemeye **cesaret edemedim**.