“crossfire” in Turkish
Definition
İki veya daha fazla yönden ateş açıldığında ortadaki kişiler için tehlikeli bir durum; ayrıca iki karşıt güç veya tartışma arasında kalma anlamında mecazi olarak da kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Aslen askerî bir terimdir fakat tartışma ya da baskı arasında kalmak anlamında da sıkça kullanılır. Genellikle tekil ve isim olarak yer alır.
Examples
The journalists were caught in the crossfire during the battle.
Gazeteciler savaş sırasında **çapraz ateş**in ortasında kaldı.
He was injured in the crossfire.
O, **çapraz ateş**te yaralandı.
Civilians should avoid the crossfire.
Siviller **çapraz ateş**ten kaçınmalı.
I got stuck in the crossfire between their argument.
Tartışmaları sırasında **çapraz ateş** arasında kaldım.
Sorry I was late—the meeting turned into a crossfire of complaints.
Geç kaldığım için üzgünüm—toplantı şikayetlerin **çapraz ateşi**ne döndü.
The new manager walked right into the crossfire of office politics.
Yeni müdür, bir anda ofis politikası **çapraz ateşi**nin içine girdi.