“contention” in Turkish
Definition
İki veya daha fazla taraf arasında ciddi anlaşmazlık, tartışma veya rekabet olduğu durum.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok resmi veya akademik ortamlarda kullanılır; günlük konuşmada nadiren görülür. 'point of contention', 'source of contention', 'in contention for' gibi ifadelerde sıkça yer alır. 'content' ya da 'contest' ile karıştırmayın.
Examples
There was contention between the two teams.
İki takım arasında **anlaşmazlık** vardı.
The main contention was about money.
Ana **çekişme** konusu paraydı.
"Climate change remains a point of contention among world leaders," the reporter said.
Gazeteci, "İklim değişikliği dünya liderleri arasında hâlâ bir **anlaşmazlık** noktası" dedi.
Their victory put them in contention for the title.
Zaferleri, onları unvan için **rekabet** içine soktu.
After months of contention, the two sides finally reached an agreement.
Aylardır süren **çekişme**den sonra iki taraf sonunda anlaşmaya vardı.
Only three candidates remain in contention for the job.
İş için **rekabet** eden sadece üç aday kaldı.