containment” in Turkish

kuşatmasınırlandırmakontrol

Definition

Zararlı, tehlikeli veya istenmeyen bir durumu kontrol altında ya da sınırlar içinde tutma eylemi veya süreci. Politika alanında etkinin veya gücün yayılmasını önlemek anlamına da gelir.

Usage Notes (Turkish)

Genellikle resmi veya teknik ortamlarda kullanılır: bilim ('virüsün kontrolü'), politika ('sınırlandırma politikası'), acil durumlar ('kuşatma önlemleri'). Günlük küçük şeyler için kullanılmaz. Sık kullanılanlar: 'kuşatma stratejisi', 'kuşatma ihlali'.

Examples

The government focused on the containment of the virus.

Hükümet, virüsün **kontrolü**ne odaklandı.

Firefighters work hard on containment of the wildfire.

İtfaiyeciler, orman yangını **kontrolü** için çalışıyor.

Containment of dangerous chemicals is very important in a laboratory.

Tehlikeli kimyasalların **kontrolü** laboratuvarda çok önemlidir.

The city announced new containment measures to stop the disease from spreading.

Şehir, hastalığın yayılmasını önlemek için yeni **kontrol** önlemleri açıkladı.

During the Cold War, 'containment' described the policy of limiting Soviet influence.

Soğuk Savaş sırasında 'kuşatma', Sovyet etkisini sınırlama politikasını tanımlıyordu.

A containment breach could put everyone in the area at risk.

**Kuşatma**nın aşılması, bölgedeki herkesi riske atabilir.