compromise” in Turkish

uzlaşmauzlaşmaktehlikeye atmak (olumsuz anlam)

Definition

Uzlaşma, her iki tarafın da bazı şeylerden vazgeçerek ortak bir sonuca ulaşmasıdır. Ayrıca bir şeyi tehlikeye atmak veya zayıflatmak anlamında da kullanılabilir.

Usage Notes (Turkish)

'uzlaşma' müzakere ortamında genellikle olumlu anlam taşır: 'uzlaşmaya varmak', 'adil bir uzlaşma'. Fiil olarak 'uzlaşmak' kullanılır. Ancak 'güvenliği uzlaşmaya açmak' gibi kullanımlarda olumsuz anlamda tehlikeye atmak demektir.

Examples

We made a compromise and chose the cheaper hotel.

**Uzlaşmaya** vardık ve daha ucuz oteli seçtik.

She would not compromise on quality.

O, kalite konusunda **uzlaşmak** istemedi.

Smoke can compromise your health.

Duman sağlığınızı **tehlikeye atabilir**.

After an hour of arguing, we finally compromised on a time that worked for everyone.

Bir saat tartıştıktan sonra sonunda hepimizin uyguna gelen bir saat için **uzlaştık**.

I get why you're upset, but there has to be some room for compromise.

Kızgın olduğunu anlıyorum ama biraz **uzlaşma** payı olmalı.

We can cut costs, but I don't want to compromise customer safety.

Maliyetleri azaltabiliriz ama müşteri güvenliğini **tehlikeye atmak** istemiyorum.