“compelling” in Turkish
Definition
Dikkatinizi hemen çeken ya da sizi ikna eden kadar ilgi çekici veya güçlü bir şey.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle 'compelling evidence', 'compelling story', 'compelling reason' gibi ifadelerle beraber kullanılır; ilgi çekici, ikna edici gerekçeler veya hikayeler için daha çok tercih edilir.
Examples
The book’s story was truly compelling.
Kitabın hikayesi gerçekten **etkileyiciydi**.
If you want to convince people, you’ll need a more compelling argument.
İnsanları ikna etmek istiyorsan daha **ikna edici** bir argümana ihtiyacın var.
She gave a compelling reason for missing the meeting.
Toplantıyı kaçırmak için **ikna edici** bir sebep sundu.
We needed some compelling evidence to solve the case.
Olayı çözmek için **ikna edici** kanıtlara ihtiyacımız vardı.
His speech was so compelling that everyone stopped to listen.
Konuşması o kadar **etkileyiciydi** ki herkes dinlemek için durdu.
That movie was compelling from start to finish—I couldn’t look away.
O film baştan sona **etkileyiciydi**—gözümü alamadım.