clouded” in Turkish

bulutlubulanık

Definition

Bulutlarla kaplanmış veya görünürlüğü azalmış. Aynı zamanda bir konu veya duygu net olmadığında da kullanılır.

Usage Notes (Turkish)

Gerçek (hava durumunda) ve mecazi anlamda kullanılır; çoğunlukla duygu, hafıza veya görüş için tercih edilir, doğrudan kişiler için kullanılmaz.

Examples

The mountain was clouded and hard to see.

Dağ **bulutluydu**, görmek zordu.

His judgement was clouded by anger.

Öfkesi nedeniyle muhakemesi **bulanıklaştı**.

Her eyes looked clouded after she cried.

Ağladıktan sonra, gözleri **bulanıktı**.

Driving through the clouded streets felt mysterious last night.

Dün gece **bulutlu** sokaklarda araba kullanmak gizemli hissettirdi.

His mind became clouded with doubt during the interview.

Mülakat sırasında zihni şüpheyle **bulanıklaştı**.

After the accident, everything in my memory seemed clouded.

Kazadan sonra hafızamdaki her şey **bulanık** görünüyordu.