clinking” in Turkish

çınlamatınlama

Definition

Cam veya metal gibi nesneler hafifçe birbirine çarpınca çıkan ince ve hafif ses.

Usage Notes (Turkish)

Genellikle kutlamalarda bardakların çarpışması ya da cepteki paraların sesi gibi yumuşak ve hoş sesler için kullanılır. 'hear' veya 'sound' ile sık geçer. Yüksek veya sert sesler için kullanılmaz.

Examples

The clinking of bottles echoed down the hall after the party.

Partiden sonra koridorda şişelerin **çınlama** sesi yankılandı.

I hear the clinking of glasses in the kitchen.

Mutfakta bardakların **çınlama** sesini duyuyorum.

They walked quietly except for the clinking of bracelets on her wrist.

Sadece bileğindeki bileziklerin **çınlama** sesi dışında herkes sessizce yürüdü.

She likes the clinking sound of coins.

O, paraların **çınlama** sesini sever.

The keys are clinking in his pocket.

Cebinde anahtarlar **çınlıyor**.

Everyone raised their glasses, clinking them together to celebrate.

Herkes kadehlerini kaldırdı, kutlamak için onları birbirine **çınlattı**.