“broken” in Turkish
Definition
Bir şeyin artık bütün olmaması ya da çalışmaması durumudur. Aynı zamanda ilişkiler veya duygular için de kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle fiziksel eşyalar için kullanılır ('kırık sandalye'), ama soyut kavramlar için de söylenebilir ('broken heart'). İnsanlar için doğrudan kullanılmaz, ancak mecazi anlamda olur.
Examples
My phone is broken.
Telefonum **bozuk**.
The window is broken.
Pencere **kırık**.
His leg was broken during the game.
Oyunda bacağı **kırıldı**.
Sorry, the elevator is broken. You'll have to take the stairs.
Üzgünüm, asansör **bozuk**. Merdivenleri kullanmanız gerekecek.
I feel a little broken after hearing that news.
O haberi duyunca kendimi biraz **kırık** hissettim.
That chair looks broken, so don't sit on it.
O sandalye **kırık** görünüyor, oturma üzerine.