"schlepping" in Turkish
Definition
Ağır veya taşınması zor bir şeyi isteksizce ve zorlanarak taşımak ya da sürüklemek. Genellikle samimi ve esprili bir şekilde kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Resmi yazışmalarda kullanılmaz; daha çok gündelik ve espirili sohbetlerde, yorucu ya da sıkıcı işlerden yakınırken tercih edilir.
Examples
She was schlepping heavy groceries up the stairs.
O, ağır market poşetlerini merdivenlerden yukarı **sürüklüyordu**.
I'm tired of schlepping all these boxes around.
Bu kadar çok kutuyu oradan oraya **sürüklemekten** yoruldum.
He spent all morning schlepping furniture into the new apartment.
O, bütün sabah boyunca mobilyaları yeni daireye **sürükledi**.
We were schlepping through the rain with our bags, totally soaked.
Yağmurda tamamen sırılsıklam bir halde çantalarımızı **sürükleyerek yürüdük**.
He's always schlepping his laptop everywhere he goes.
O, nereye gitse laptopunu mutlaka **taşıyor**.
After a long day of schlepping kids around town, I need a break.
Bütün gün çocukları şehirde **sürükledikten** sonra dinlenmeye ihtiyacım var.