"appeasement" in Korean
Definition
Çatışmadan kaçınmak için taviz vererek bir tarafı yatıştırma veya sakinleştirme davranışı; özellikle siyasi alanlarda görülür.
Usage Notes (Korean)
Daha çok tarihsel veya siyasi konularda, örn. 'ülfet politikası' veya 'yatıştırma politikası' olarak geçer. Taviz vererek çatışmadan kaçınılmasını ifade eder, bazen zayıflık olarak görülür. Barışçıl çözümle karıştırılmamalıdır.
Examples
The leader chose appeasement instead of confrontation.
Lider, çatışma yerine **yumuşama**yı seçti.
People criticized the government's policy of appeasement.
Halk, hükümetin **yumuşama** politikasını eleştirdi.
Appeasement can sometimes delay conflict but not prevent it.
**Yumuşama**, bazen çatışmayı geciktirebilir ama tamamen önleyemez.
Many historians debate whether appeasement helped or harmed world peace.
Birçok tarihçi, **yumuşamanın** dünya barışına faydalı mı zararlı mı olduğunu tartışıyor.
The company's appeasement strategy didn't stop the complaints from customers.
Şirketin **uzlaşmacı** stratejisi müşterilerin şikayetlerini durdurmadı.
There's a fine line between appeasement and genuine compromise.
**Yumuşama** ile gerçek uzlaşma arasında ince bir çizgi vardır.