“veritable” in Turkish
Definition
Bir şeyin tamamen gerçek, tam anlamıyla öyle olduğunu vurgulamak için kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle isimlerden önce vurgulama amacıyla ve resmî ya da yazılı dilde kullanılır; günlük konuşmada pek rastlanmaz.
Examples
That movie was a veritable success.
O film tam anlamıyla bir **başarı** oldu.
The garden is a veritable paradise in spring.
Bahçe baharda adeta bir **cennet** olur.
The storm turned the street into a veritable river.
Fırtına sokağı tam anlamıyla bir **nehre** çevirdi.
Our kitchen after baking cookies was a veritable mess.
Kurabiye pişirdikten sonra mutfak tam anlamıyla bir **dağınıklığa** dönüştü.
He’s a veritable expert when it comes to fixing cars.
O, araba tamiri konusunda **gerçek bir** uzmandır.
The kids made the living room a veritable playground.
Çocuklar salonu tam anlamıyla bir **oyun alanına** çevirdi.