utter” in Turkish

dile getirmeksöylemek (resmî/önemli)

Definition

Bir şeyi yüksek sesle söylemek veya sesiyle ifade etmek, genellikle vurgulu ya da zor durumda.

Usage Notes (Turkish)

‘Dile getirmek’ özellikle konuşması zor veya önemli şeyler için kullanılır; günlük ‘söylemek’ten daha resmî ve vurguludur.

Examples

He didn't utter a single word during dinner.

Yemek sırasında tek bir kelime bile **dile getirmedi**.

Babies often utter their first words around one year old.

Bebekler genellikle bir yaş civarında ilk kelimelerini **dile getirir**.

No one dared to utter a sound in the haunted house.

Perili evde kimse bir ses **dile getirmeye** cesaret edemedi.

She was so shocked she couldn’t utter a reply.

O kadar şaşırdı ki bir cevap **dile getiremedi**.

If you utter another complaint, I’ll have to leave.

Bir şikayet daha **dile getirirsen**, gitmek zorunda kalacağım.

Please utter your name clearly.

Lütfen adınızı net bir şekilde **dile getirin**.