“trembling” in Turkish
Definition
Korku, soğuk veya güçlü bir duygudan dolayı kişinin ya da bir şeyin hafifçe titremesi.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok yazılı veya betimleyici bir dilde kullanılır. Duygusal (korku, heyecan) veya fiziksel (soğuk, zayıflık) nedenlerle insan, hayvan veya nesnelerin hafifçe titremesini anlatır.
Examples
She looked at the exam results with trembling fingers.
Sınav sonuçlarına **titreyen** parmaklarla baktı.
He stood there, trembling with anger, trying not to shout.
Orada öfkeyle **titreyerek** durdu; bağırmamaya çalışıyordu.
There was a trembling in her voice when she told the story.
Hikayeyi anlatırken sesinde bir **titreme** vardı.
I could see the leaves trembling in the wind outside my window.
Penceremin dışındaki yaprakların rüzgarda **titrediğini** gördüm.
Her hands were trembling when she spoke.
Konuşurken elleri **titriyordu**.
The dog came in from the cold, trembling all over.
Köpek soğuktan gelmiş, tüm vücudu **titriyordu**.