“treasure” in Turkish
Definition
Hazine; para, altın, mücevher gibi değerli eşyaların veya çok sevilen, kıymetli bir kişi ya da şeyin adıdır.
Usage Notes (Turkish)
'Gömülü hazine', 'hazine sandığı' gibi hikayelerdeki kayıp değerler için kullanılır. Günlük kullanımda ise çok değerli kişiler veya şeyler için de 'hazine' denir: 'O, gerçek bir hazine' gibi.
Examples
The pirates found a treasure on the island.
Korsanlar adada bir **hazine** buldu.
This old box looks like a treasure chest.
Bu eski kutu **hazine sandığı** gibi görünüyor.
Her grandfather's watch is a family treasure.
Büyükbabasının saati aile **hazinesi**dir.
We spent the whole afternoon digging in the yard like we were searching for treasure.
Tüm öğleden sonrayı sanki **hazine** arıyormuşuz gibi bahçede kazmakla geçirdik.
That little bookstore is a treasure if you love old maps and rare books.
Eski haritalar ve nadir kitapları seviyorsan, o küçük kitapçı gerçek bir **hazine**.
Honestly, good friends are hard to find, so when you have one, that's treasure.
Dürüst olmak gerekirse, iyi arkadaş bulmak zor; eğer bir tane bulduysan, o gerçek bir **hazine**.