“stretched” in Turkish
Definition
Bir şeyin çekilerek uzatılması veya genişletilmesi durumu; aynı zamanda zaman veya kaynakların sınırına kadar kullanılması anlamında mecaz olarak da kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Çoğunlukla fiziksel anlamda kullanılır (kumaş, kas, ip gibi), ancak 'stretched thin' (fazla yorulmuş), 'stretched truth' (abartılmış) gibi mecazi anlamları da vardır. 'stretched out', 'stretched across' gibi ifadelerle kullanılabilir.
Examples
The rope was stretched between two trees.
İp iki ağaç arasında **gerilmişti**.
My sweater got stretched in the wash.
Kazağım yıkamadan sonra **genişledi**.
After such a long day, I feel completely stretched.
Böyle uzun bir günün ardından tamamen **yorulmuş** hissediyorum.
The budget is really stretched this month.
Bu ay bütçe gerçekten **zorlanıyor**.
That story sounds a bit stretched to me.
Bu hikaye bana biraz **abartılı** geliyor.
She stretched her legs after sitting for hours.
Saatlerce oturduktan sonra bacaklarını **gerdi**.