spatter” in Turkish

sıçratmaksıçramak

Definition

Bir sıvının ya da maddenin küçük damlalar halinde, genellikle istemeden ya da kuvvetli bir hareketle, bir yüzeye yayılması.

Usage Notes (Turkish)

'Spatter' daha çok sıvıların gelişi güzel ve küçük damlalar halinde yayılması için kullanılır. 'Blood spatter', 'paint spatter' gibi kalıplar yaygındır; günlük konuşmada sık kullanılmaz.

Examples

He was cooking bacon and it started to spatter everywhere.

Bacon pişiriyordu ve her yere **sıçramaya** başladı.

There was spatter on his shirt after he painted the wall.

Duvarı boyadıktan sonra gömleğinde **sıçrama** lekeleri vardı.

You can tell how fast the car was going from the mud spatter behind it.

Arabadan arkada kalan çamur **sıçraması** sayesinde ne kadar hızlı gittiğini anlayabilirsin.

The rain began to spatter the window.

Yağmur camı **sıçratmaya** başladı.

Be careful or the hot oil might spatter on you.

Dikkat et, sıcak yağ sana **sıçrayabilir**.

Mud will spatter your shoes if you walk through puddles.

Su birikintilerinden geçersen ayakkabılarına çamur **sıçrar**.