sounding” in Turkish

gibi gelenses çıkaranderinlik ölçümü (teknik)

Definition

Bir şeyin kulağa nasıl geldiğini veya nasıl bir izlenim bıraktığını anlatır. Bilimde ise deniz derinliği ölçümünü ifade eder.

Usage Notes (Turkish)

'Strange-sounding' gibi kalıplarda sık görülür, asıl sesin değil izlenimin anlatımıdır. 'Sounding' isim olarak sadece teknik alanda kullanılır, gündelik Türkçede nadir.

Examples

The sailors took a sounding to check the water depth.

Denizciler suyun derinliğini ölçmek için bir **derinlik ölçümü** yaptı.

He's always making serious-sounding excuses for being late.

O, geç kalmak için her zaman **ciddi gibi gelen** bahaneler uyduruyor.

That plan is good sounding, but I doubt it will work.

Bu plan **iyi gibi geliyor**, ama işe yarayacağından şüpheliyim.

There's no need for such official-sounding language in a friendly email.

Samimi bir e-postada bu kadar **resmi gibi gelen** bir dile gerek yok.

That is a strange-sounding word.

Bu **garip gibi gelen** bir kelime.

The bell is sounding loudly in the hall.

Zil salonda yüksek sesle **çalıyor**.