smeared” in Turkish

bulaşmışlekenmişkaralanmış (itibar)

Definition

Üzerine dağınık ya da kirli bir şey bulaşmış ya da yayılmış olma durumu. Ayrıca birinin itibarının haksız yere zedelenmesi anlamında da kullanılır.

Usage Notes (Turkish)

Daha çok ruj, mürekkep, boya veya yiyecek gibi şeylerin bulaşması için kullanılır. 'İtibarın karalanması' şeklinde mecazi anlamı mevcuttur. Temiz, düzenli izler için kullanılmaz.

Examples

She had smeared chocolate on her face.

Yüzünde **bulaşmış** çikolata vardı.

The ink was smeared across the page.

Mürekkep sayfaya **bulaşmıştı**.

His reputation was smeared by false rumors in the press.

Basındaki asılsız söylentilerle onun itibarı **karalanmıştı**.

The baby's hands were smeared with jelly after lunch.

Öğle yemeğinden sonra bebeğin elleri reçelle **bulaşmıştı**.

She wiped her smeared mascara before leaving the house.

Evden çıkmadan önce **bulaşmış** maskarasını sildi.

His hands were smeared with paint after the art project.

Sanat projesinden sonra elleri boya ile **bulaşmıştı**.